Translate

10 Temmuz 2015 Cuma

Palavra 2



Keşke bu kitap tercüme edilmiş olsa. Okumadım ama yada bize uyarlanmış hali yazılmış olsa. Ve bu kitap ilkokul müfredatına alınmış olsa. Bu eğer aileden eğitimi alınmamışsa mutlaka öğretilmesi gereken birşey bence.
Bir de ikinci kitapta olabilir "How to listen people" Buna da ihtiyacı olan çok. Enjoy Palavras !!

Palavra

Portekizce'de "kelime " anlamına geliyor. Palavra. Bize nasıl geçmiş bunu anlamak için en güvenilir kaynak TDK ya bakınca o da İspanyolca dan geldiğini "palabra"dan devşirdiğimizi görüyoruz ki oda aynı anlama geliyor."kelime"

Sözlük aynen bunu yazıyor :
a. (pala'vra)
1. argo Herhangi bir konuda gerçeğe aykırı, uydurma söz veya haber: “Delikanlı imparatorluk sözünün bir palavra olmadığını artık yavaş yavaş anlıyordu.” -T. Buğra.
2. argo Uzun ve boş konuşma, martaval.
3. den. Genellikle posta vapurlarında üst güvertenin altındaki güverte.

Şahsen ben posta vapuru nedir bilmediğimden hem de bunların güvertesinin altındaki güverteyi hiç bilmediğimden 3. halde palavra yı ne kullanmışlığım var nede duymuşluğum var.
Ama şu ilk iki hal çok duyduğumuz ve hatta çocukluğumuzda Ajda'dan bıkmadan dinlediğimiz palavra palavra şarkısı bile var............
Saçma sapan bir şekilde aklıma takıldı. Biz "kelime" anlamına gelen bu latin kökenli kelimeye neden böyle yalancı ve adi bir anlam yükledik ki. Yoksa biz genetik olarak elimizde olmadan karşımızdakinin laflarını hiç dinlememeye, dinlesekte inanmamaya mı kodlanmışız?
O ne palavracıdır oooooo dediğimiz aslında çok konuşur , laf ebesidir de biz inanmak mı istemeyiz.

Kelime dilimize yerleşmiş orjinaliyle alakasız bir anlamda yerleşmiş hem de. Palavracıları sevmem, boş konuşanı sevmem, çok konuşanı hiç sevmem. Ama karşımdakini dinlemeyi bilirim, anlamaya çalışırım. İyi tanıdığıma inanıyorsam karşımdakinin laflarının altında yatanı çok iyi ayıklarım. Hissederim ben hissederim.
Yakın zannettiklerimin anlamamasını anlayamam , art niyetlileri de hiç affetmem. Akrep burcuyum. Bu yazı da ne sıkıcı oldu demeyin uzun süre ara verince açılmam zaman alıyor. Anlayış gösterin. Palavracılara kalbinizi ve kulaklarınızı kapatın ama kelimelerin anlamlarını hissedin, içinize sindirin. Palavrasız ama bol "kelimeli" hayatlar diliyorum. Enjoy palavras !!



"There are moments in the life of people, where words lose their meaning or seem useless, and, however much we think of a way to use them they do not seem to serve. So we do not say, just feel." (Sigmund Freud).




25 Mart 2015 Çarşamba

Çocuk 4)



Çocuğunuzun çabası için onu takdir edin. Zekası için değil. Zekayı kontrol etmek elimizde değil, çocuklarımızın zekası çoook yüksek olmayabilir. Yani onlar sadece normal zekaya sahip yada hatta biraz yavaş çocuklar bile olabilir. Onlara her sınavdan 100 puan almak zorunda olduklarını durmadan söyleyen olmayın. Bir dönüp kendi çocukluğunuza bakın sizin sınavlarınız hep 100 müydü? Zekanın derecesi hiç önemli değil , onlara sadece ellerinden gelenin en iyisini yapmaları gerektiğini öğretin yeter. Onların hayatta başarılı olabilmelerinin sadece kendi çalışmalarıyla olacağını öğretin. Çocuklarınızı ufak şeyler için hatta ortada doğru dürüst birşey yokken asla övmeyin.  Bilin ki buna alışan çocuk övgü olmadığı an hiçbir efor sarfetmeyecektir.  Böylece hiçbir gelişim de gösteremeyeceklerdir.

Bu da şu demek oluyor: Siz etrafta olmayınca hiç uğraşmayacak. Unutmayın ...

17 Mart 2015 Salı

3.Çocuğunuza inanın



Çocuklarınıza yapabileceğiniz en büyük kompliman onlara inanmanız, güvenmeniz ve bunu onların önemsemesini sağlamanızdır. Onlarda doğru ve güzel bir tavır , bir hareket gördüğünüzde çekinmeden onayınızı ve hayranlığınızı dile getirin. Tam tersi olduğunda ise  yani hoş olmayan bir şeye şahit olduğunuzda onlara tüm kalbinizle destek olup rehberlik etmeyi bilin.
Yine yapılan bir araştırmaya göre : Öğretmenler normal altı zekaya sahip olan bazı çocuklara aslında diğerlerinden iyi olduklarını söylüyor. Bu, bir insanın güvenini kazanmış olan her insanın yapacağı gibi çocukların ellerinden gelenin en iyisini yapmak için kendilerini zorladığı ve sonunda başarılarının artışını sağladığı bir deney olmuş. Yani sizde çocuklarınıza hak tanıyın. Onlara güvendiğinizi hissettirirken dengeyi iyi kurun.
Bir çocuğa beceriksiz derseniz, - bizim ki bu kadar işte derseniz hayatta en güvendiğinden bunu duyan çocuk kendini asla geliştirmeyecektir. Unutmayın.

10 Mart 2015 Salı

"Ways to raise smarter and happy children" 2



2. Stesten kurtulun . Dolayısıyla evinizde ki stresten de arının.

İnanması güç gelebilir ama ister inanın ister inanmayın çocuklar ailelerinden en çok mutlu olmalarını istemiş. Yapılan bir araştırmada ailelerinin verdikleri cevapları asla öğrenmeyeceğine ikna olan çocukların tamamı onların daha fazla mutlu olmasını istemiş.
Bu "The secret of happy families " adlı kitapta şöyle anlatılıyor : 
Çocuklara - Eğer ailenle ilgili  bir dilek hakkın olsaydı ne dilerdin? diye sorulduğunda cevap çoğu aileyi şaşırtmış. Ailelerin cevap tahminleri - ailemle daha fazla vakit geçirmek olmuş. Fakat çocuklar - Ailelerinin daha az yorgun ve daha az stressli olmasını dilemiş. Yani kısaca çocukların dileği " evde huzur" olmuş.

Sanırım 21. yüzyıl insanları olarak biz hayatın hızına, teknolojinin gelişmesine yeterince ayak uyduramayınca afalladık. Bunu da eve yansıtınca sonuç ortada. Etrafımda kime baksam "çocuklarla kaliteli zaman" geçirme kandırmacasıyla kendinden geçmiş. Kendini ikinci plana atıp, ilk önce çocuklarının tüm istek ve hayalini gerçekleştirmek için kodlanmış robotlar görüyorum adeta. 
Çocuklar kurstan kursa, animasyondan animasyona sürükleniyor. Bunları aşırı yapan , kendine vakit ayırmayan ebeveyn eve döndüklerinde çocuklarını durmadan başından atmak istiyor. Hatta arkadaş buluşmalarında bile aileler "çocuk odalı" mekanları tercih ediyor bu da yetmezmiş gibi tam tecrizatlı geliyor mekana. (yani tüm i- sülalesini yanlarına alıyorlar)
Çocuklar, yapılan bunca animasyona ve atraksyona rağmen kendilerini mutsuz hissediyor. Bir de alınmayan en ufak bir istekleri bile onların kriz geçirmesine yetiyor. (hepimizin AVM lerde şahit olduğu üzere)
Sonuç dişarıdan bakılınca her istediği alınan, her istediği yere götürülen, ne isterse onu yiyen çocuk mutlu olmayı bilmiyor. Çünkü aile bunları yaparken aslında çok yoruldu ve gerildi, çünkü aslında aile çocuklarına mutlu olmayı, teşekkür etmeyi, şükretmeyi öğretemedi.
Bunun karşılığında bu dileklerini duymak bizi neden şaşırttı ?

5 Mart 2015 Perşembe

"Ways to raise smarter and happier children"




Böyle bir başlık attıktan sonra yazının tamamının alıntı olduğunu belirtmeliyim. Aklıma yattı beğendim paylaşmak istedim. Bu bir seri olacak ,  toplam da 10 kural var.

Çocuklar ebeveynlerini dinlerken asla kusursuz olmazlar ama onları taklid ederken hiçbir zaman hata yapmazlar.

Bugün hangi ebeveyne sorarsanız sorun genelde aynı cevabı alırsınız.

- Çocuğunuz için temenniniz nedir?
- Akıllı ve mutlu olsun.

Ben burada parantez açmak isterim : Sanırım bu sorunun cevabı bizim gibi geleceğinden korkan , ekonomik ve politik kaosun yaşandığı  bir ülkede farklı olur. Sanki zengin olsun da eklenir.
Yazının orjinalinde bu iki dileğin zaten farklı kültürlere göre değişeceğini ,  özellikle ekonomik sorun yaşayan insanların sa çocukları için ilk önce para dilediğini  söylüyorlar.
Burada sorgulamak lazım : Acaba bizler bu ortamda etrafta hırsız ve ahlaksızlar doluyken, onların ceza almadığına şahit olup bir de üstüne üstlük çok paralar kazanıp rahat yaşadıklarını görüp bir takım değerlerimizi unutur olduk ( yada bu ağır oldu) göz ardı etmeye mi başladık? Para önceliğimiz mi oldu? Eğitim ve asalet ikinci plana mı atıl dı? Zor sorular.


 1- Konuşacağına yap - Her zaman iyi örnek ol

Söylediğiniz değil yaptıklarınız önemlidir bu hayatta. Çocuklarınıza nasıl yaşaması gerektiğini anlatmanıza gerek yok .  Siz o şekilde yaşayın yeter. Çocuklarınız sizi seyreder , seyrederken de hafızaya kazır . Sonunda da size dönüşür. Yani onların kim olmasını istiyorsanız önce siz O olun.

Diğer bir değişle beklentileri karşılayın , dürüst olun , kibar olun yani hergün aynaya baktığınızda kendinizle gurur duyun. Duyun ki yarın da çocuğunuzla gurur duyabilin.
Çocuklarınız hayatın size sunduğu en güzel hediyedir onların ruhuysa sizin en ağır sorumluluğunuzdur. Zaman ayırın , öğretin , sabırlı ve inançlı olun , onların sorgusuz sualsiz güvendiği olun. Yaşlandığınız zaman göreceksiniz ki bundan daha önemli göreviniz yok şu hayatta . Bilin ki sonunda alacağınız ödül hayatınızın en keyifli kazancı olacaktır. 

28 Şubat 2015 Cumartesi

Hemingway & Gellhorn

I like to listen. I have learned a great deal from listening carefully. Most people never listen.
                                                                                                       Ernest Hemingway


Hemingway'i ayrı severim. Yazarlığı tabii ki yoruma gerek yok ama onun kişiliği de beni ayrı çeker. Hakkında okuduğum ve seyrettiğim tüm ropörtaj ve belgeseller bana onun çok keyifli ve hafif filozof olduğu duygusu vermiştir. Hayattan zevk almayı bilen şanslı insanlardandır benim için o. İntaharı tartışmaya açık değil bence. Kesinlikle aşk acısı Gellhorn'dan sonra çöküş başlamış ve seçimi bu olmuş , acı. Yüksek tansyon ve karaciğer hastalığı da işin tuzu biberi olmuş olsa gerek.  Bir de filme göre, son birlikte olduğu kadın da Gellhorn gibi dolu bir kadından sonra çok boş ve sakil kalmış sanki.
Şimdiiiiiiiiii yine nasıl oldu anlamadım ama 2012 yapımı bu filmi de atlamışım. Filmin adı " Hemingway & Gellhorn "






Filme IMDb 6,3 vermiş. Hikaye güzel. Açıkçası ben daha önce bilmediğim detaylar öğrendim Hemingway hakkında. Sonra eve gelip biraz internette araştırınca bu paylaşacağım resimleri buldum sanki filmden sahneler di .....



Aşklarının başladığı yer Ispanya . Savaşı belgeliyorlar , çatışmalara giriyorlar.






Gellhorn'un ropörtajı için Çin'e gidiyorlar.





Keyif yapmayı bilen hep eğlenen kişilik.





 Filmde bu kürkü Ispanya'da iken ihtiyaçtan eşyalarını satan bir kadından almıştı. Etkileyici bir sahney di.




En sevdiğim fotograflarından birisi de budur.




Filmde bu içkinin tarifini de verdi. Denemeye değer derim. Benim niyetim yazın yapıp Hemingway gecesi yapmak.




Ne aşkmış dedirten güzel bir film daha sizi bekler diyorum. Seyretmediyseniz tabii. İlk başta da yazdığım gibi Hemingway ne güzel söylemiş : Dinleyin, dikkatli dinleyin, konuşulanları iyi dinlerseniz çok şey öğrenirsiniz. Yazık ki çoğu insan hiç dinlemiyor. :))  Bu da kıssadan hisse olsun..... Siz yine de Enjoy ve listen..........