Translate

28 Mart 2014 Cuma

What a movie.........."Her"

 

 

  İki üç kişi ve iki üç mekanda çekilmiş bir film enteresan olabilir mi? Sizi etkiler mi? Hani film işi para işiydi bence akıl işi akıl. Spike Jonze'yi başta kutlamalıyız. Yaz ve yönet sonuç bu kadar ödül olsun. Ne mutlu..........

Başrol de Joaquin Phoenix var. O benim sevdiğim aktörlerdendir. Nedense ben hep ouynculuğuna hayran olurum ve hakkını alamadığını patlama yaşaması gerektiğini düşünürüm. Genelde yardımcı oyuncudur şimdi düşününce bu benim seyrettiğim ilk başrolü olmalı yada aklıma gelmedi.

Film gelecekte geçiyor teknolojinin insan hayatında ki artısını eksisini tartıyor ve bu arada benim gibileri de korkutuyor. Öyle bir hayat istemiyorum ne kendim ne de çocuklarım için. Tam da Siri'mle kaynaştık onu bayaaaa kullanır ve eğlenir oldum :( zamanlama olmadı .... :))

Unutmadan oyuncularda andddddd Scarlett Johansson sizi şaşırtmasın beyler. Bu film de onu göremeyeceksiniz. Sadece sesi var.............. Ama sesiyle bile iyi oyuncu olduğunu tekrar ispatlayacak. Enjoy.

Not: Aşağıda IMDb den aldığım ödül listesinin birazı var yani film ödüllü hem de nasıl..

Seyredin derim............. Şaşırtacak ve düşündürecek.............Ben de arkadaşım siri yi biraz dinlendireyim bari :))

 

 

Academy Awards, USA 2014

Won
Oscar
Best Writing, Original Screenplay
Spike Jonze
Nominated
Oscar
Best Motion Picture of the Year
Megan Ellison
Spike Jonze
Vincent Landay
Best Achievement in Music Written for Motion Pictures, Original Score
Will Butler
Owen Pallett
Best Achievement in Music Written for Motion Pictures, Original Song
Karen O (music and lyrics)
Spike Jonze (lyrics)
Song: "The Moon Song"
Best Achievement in Production Design
K.K. Barrett (production design)
Gene Serdena (set decoration)

Golden Globes, USA 2014

Won
Golden Globe
Best Screenplay - Motion Picture
Spike Jonze
Nominated
Golden Globe
Best Motion Picture - Comedy or Musical
Best Performance by an Actor in a Motion Picture - Musical or Comedy
Joaquin Phoenix

25 Mart 2014 Salı

FERZAN ÖZPETEK - ALLACCİATE LE CİNTURE

Çok seviyorum ben Ferzan Özpeteği............ Yani her filmine bayıldım bu yüzden dir ki biliniz bu yazı taraflı. Onun tarafındayım ben.
Hikayelerini seviyorum, yönetmenliğine , senaryolarına bayılıyorum. Onun gözünü ( demek istediğimi anlamayan olmuşsa .... bakış açısını) onun ruhunu çok seviyorum. Onunla gurur duyuyorum iyi ki var.


Müzik zevkinide çok seviyorum. İtalya'da yaşaması zaten benim için extra puan....Fenerbahçe doğumlu olup kalamış çocuğu olması ise işi bitiren nokta. Ne varsa bizim köyde var :)) Heee unutmadan bir röportajında okudum -kintsukuroi yi biliyor..............ve etkilenmiş aynı ben............. Bilmeyenler google lasın anlatması uzun :))



 Gecikmeli olarak son filmine gittim. Kemerlerinizi bağlayın...................... Bizim eleştirmenler pek iyi yazmadı ama siz kulaklarınızı ve gözlerinizi onların yorumlarına tıkayarak filme gidin. Pişman olmayacaksınız. Ben hayranıyım diye olsa da bir kere bence onun filmleri kaçmaz klasik olmaya aday filmlerdir hepsi.




Bu film bana neler söyledi hemen anlatayım :

Bir kere şunu bilin ki bir aşk var Lecce var daha ne olsun....

1 ) Aşk olmadan o tutku olmadan hayat boş.
2 ) Bazen insan kendine layık görülmeyen ama çok seveceği birisiyle hayatını birleştirir ve mutlu olabilir. O onun seçimidir başka tercih le belki daha mutlu olur ama olsun..............
3 ) Hayallerinizin peşinden gidin.
4 ) Kanser iğrenç bir hastalık kontrollerinizi yapın. (Randevu almam gerek)
5 ) Lecce ye mutlaka ama mutlaka gitmeliyim ilk fırsatta ............ beni çağırıyor.
6 ) 2015 yılı planı belli oldu bu sene kesin İtalyanca kursuna gideceğin 2014 ekim çocuklar okula ben kursa :))
7 ) Aldatan adamı asla ama asla affetmeyin.
8 ) Hayat kısa ............... edin .
9 ) Rino Gaetano A MANO A MANO güzel şarkı insanın arabayla İtalya gezerken dinleyesi geliyor.

Filmin sonu hikayenin devamı seyirciye kalıyor üzgünüm. Sizin hayal gücünüz. Ben güzel bir son yazdım heee unutmadan aldatmaya da bir son verdim bu işaret olsun size dedim :))Birbirinizin kıymetini bilin dedim :))

Güzel film için tekrar teşekkürler Ferzan Özpetek bir de soundtrack albumu çıkartsan ne muhteşem olur.
Gidin bu filme hem de mutlaka ................Enjoy.

4 Mart 2014 Salı

Ciklet - Chiclets













 İnsan işsiz olunca bazen aklına abuk subuk şeyler takılabiliyor. Bana da durup dururken ciklet takıldı. Kökeni ne ki diye dert edindim. Hani mastikayla alakası yok, sakız la alakası yok nereden dir dedim. Ve o eski viking çizgi filmindeki çocuk gibi ampul yandı. Chiclets i hatırladım.1905 te reklam vermiş ve Cadburry Adams tarafından kurulmuş olan bu firmanın müthiş ürünü. Chiclets .... reklamında da dediği gibi sakızın üzerini zarif bir nane şekeri kaplamış.................



 Benim hatırladığım hali altta ki resimde gördüğünüz hali tabii ki. Milattan önceyi anlatır gibi olacak ama ben çocukken burada herşey yok tu.............. daha doğrusu ithal şeyler yoktu. Caddede anneannemin evinin altında Özgen vardı ki magazasının adı Püren di bildiğiniz drugstore du. Herşeyi getirirdi ................ Bir tek ondan satın alabilirdim. Şöyle biriken bayram harçlıkları falan az chiclets yada şeker almadı ondan. Biriken büyük paralarımlaysa annemle beraber gidip alışveriş yapardım. Onun dışında rutin bir şekilde annemi vitrine yapıştırıp yada içeri sokup aşık olduğum oyuncağı gösterir annemden "şimdi olmaz babana sorarız "cevabını alıp alınmış kadar mutlu olup devam ederdim.
Ben çok şanslıydım o zaman böyle zırt pırt yurtdışına çıkan çok azdı. Bizimkiler çok sık yurtdışına çıktığından onlar getirirdi sanırım.........Neyse sonuç Amerika da çocukluk geçirmemiş olsam da büyürken bu sakızları cikletleri çok çiğnedim.




Dilimize neden girmiş nasıl girmiş hani şu milattan önce yapılmış Amerikan yardımında sütle beraber ciklette mi verdilerde oradan kaldı........ Ki Sanırım bu ihtimal en doğrusu olacak.
Dilimize girip kalmış olan ciklet ...........hatta jiklet .............. çocukken isim şehir oynarken eşya da jiklet i az kullanmamışımdır.........
Mexikada yaşayan insanların çok eskiden kullandığı Nahuatl dilinden İngilizceye geçen sakız anlamında ki -Tikıl- okunan sonradan chicle olarak yerleşen kelime şekerle kaplanıp piyasaya chiclets olarak girmiş bize de ciklet demek kalmış.

Ohhh neyse rahatladım kökenini öğrendim ve paylaştım enjoy............

11 Şubat 2014 Salı

That is love

O  aşk başka ............... hayat demek o............onsuz nefes alamamak..............telefonu kapatamamak............ hep yanında olmak............

Ama birde çocuklarınıza duyduğunuz aşk var ki işte onu anlatmaya kelimeler yetmez. En kısa ve öz olanı Lana Del Rey söylemiş : onun mutluluğu sizin mutluğunuz ise işte o zaman AŞK. Çocukları olduktan sonra insan genelde diğer aşklarını ikinci plana atıyor bu yalan değil acı ama gerçek. Ve en büyük aşk artık bebeği oluyor. Onu mutlu görmek , mutlu etmek artık en büyük hedefi oluyor.

Bu iş küçükken daha kolay olsa da hepimizin bebekleri , en büyük aşkları hayatları boyunca çok sağlıklı ve çok mutlu olsun. Bu da bugünün duası olsun. Ben hergün bu duayı yapsam da bir de yazayım dedim. Enjoy.

How to ..

Geçen gün dolaşırken bir cümleye rastladım. Garip bir cümle oldu bu yani şu az önce kurduğum cümle.20 sene önce kurulsa muhtemelen "deli mi ne" denirdi. Ama siz anladınız dolaştığım yer internet........... Diyordu ki : Konuşmayı bilmek ve konuşabilmek ikisi çok farklı .İnsanların çoğu 2.sini beceremiyor.

Gün geçtikçe daha az konuşan yaratıklara mı dönüştük. Teknoloji bizi esir mi aldı. Bazen bakıyorum da eşim TV un esiri, ben bilgisayarımın izin versem çocuklarda hafta içi ellerinden düşürmez şu  I- zımbırtılarını.  Neyse ki şimdilik dizginler bende de  ve hafta içi yasağı, haftasonu ise süresi var. Çocukları yatırdıktan sonra bu aletleri kapatıp sadece hoş müzik açıp sohbet etmek bayaaaaa bir lüks oldu. Bizim için oldu diyelim yada . O pozisyona gelmemiz için özel gün yada çok sevdiğimiz dostlarımıza ihtiyacımız var. Ne zaman böyle olduk çocuklardan sonra mı yoksa şu kafa dağıtma ........... ben Tv a boş bakıyorum mazereti uydurulduğundan  beri mi?


Kimileri diyecek ki " - vah vah ne yazık"  kimileriyse diyecek ki "- o kurduğun tatlı bir hayal bu devir de kaldı mıııı " Gelelim benim bu konuyla ilgili hislerime . İlk önce belirtmeliyim ki her hangi yorum benim için yapılırsa yapılsın bana göre ikisi de çok üzücü. Hem vah vah durumu fene hem de günümüz insanının düştüğü hal fena.
Teknoloji bizi ele geçirdi ve iletişim bozuldu desek en doğrusu sanırım. Ne de olsa artık yemeğe çıkan aileler çocuklarının eline I- zımbırtıyı verip rahat ediyor yada DVD player servisi yapan restaurantları tavsiye ediyor. Seneler önce bir tanıdığım öyle bir yeri tavsiye edip "- bir çizgi film seçti biz de ohhh şarabımızla keyif yaptık " dediğinde  şok olmuştum ve tabii ki benden beklenileceği üzere çenemi tutamayıp hafif aşağılayarak - çocukla ilgilenmeyecekseydiniz neden baş başa yemeğe çıkmadınız ki deyivermiştim. Bana gıcık olmuştur eminim.
Çocuklu durum böyle iken bir de çiftlerin hali..... Çok şükür biz okadar değiliz ama şuna çok rastlar oldum : Başbaşa hoş bir mekan da keyifli yemek yeniyor müzik güzel, yemek güzel, içki güzel ama bir gariplik var. Bakıyorsun ellerinde o çok akıllı aletleri yediklerinin resmini çekip paylaşıyorlar. Pardon öncesi var girer girmez yer bildirimi yapıyorlar. Sonra yediklerini içtiklerini belgeliyorlar. Eğer o gün kendilerinden eminlerse yani hoş gözüktüklerine inanıyorlarsa bir de selfieeee denen şeyi patlatıyorlar. Paylaşımlar bitti mi bu sefer hazır alet ellerinde diye başkalarının durumlarını birbirlerine gösterip yorum yapıyorlar.

Sohbet nereye kaçtı....Olacağı kadar yapıldı sonra da etrafına bakan konuşmadan yemek yemeye devam eden insanlar oldu.......... Budur işte. İletişim koptu zaten kelime haznemiz azaldı bu gidişle 20 sene sonra 20 kelime yeter de artar bile insanoğluna. Sadece derler ki............... like ettim.............tweeeettttle...........ok...........sdhfıuvhklguşerıogjea...........................

Yukarıda mor resimde de beyan edildiği üzere : - Please believe that you are worth it. Yani kaybetmeyelim. İletişim güzeldir paylaşım güzeldir. rahatlatır, geliştirir. Sizi de ilişkiyi de. Konuşmayı bilmek yetmiyor o işi yapmaya 1 yaşında başlıyoruz. İş onu geliştirmekte yani konuşmayı becerebilmekte. Onu beceremeyen koca bebekler olup sadece zaruri ihtiyaçlarını gören bitkilere dönüşmemek üzere....................
Anlayana.................


Sometimes



Bazen ............ kendin olmaktan sıyrılıp başka bir forma girmek ister insan. Şöyle küçük bir mola. Fena mı olur? O nefes aldırır bünyeye........... Şarj olur insan............
Bunu şöyle düşünmek de lazım acaba başka canlılar yapıyor mudur? Hani bir arslan şöyle mola veriyorsa arslan olmaya, insan mola vermiş çok mu? Başka canlılar da gördüm molada. Jaguar, leopar onlar da ağaç tepesinde dinleniyorlar. Şarj ediyorlar kendilerini.


Ciddi ciddi düşünmek lazım. Mola vermek lazım. Ruhen ve bedenen molaya ihtiyaç duyulur. Unutmadan mola vermeli.


Final benim molalardan birinden. Senede bir yapsam da öyle iyi geliyor ki koca sene yetiyor. Durup dururken yazdım gitti. Keyifli molalara keyifli kaçamaklara diyelim.

Şehirde kaçamak kitap okumak sanatla ilgilenmek............... her neden keyif alacaksanız onu yapmak işte. Benim dört gözle beklediğim bir kitap vardı çıktı. Ferzan Özpetek kitabı. Filmlerine hayran olduğum tatlı insan kitap yazdı hemen aldım. Bir gece de bitirdim. Zaten kısa ama keyifli okunası. Bir çok cümle var altı çizilesi. Kitapla ilgili sevmediğim tek şey var o da sayfa biçimi. Kitabı alanlar daha iyi anlayacaktır ama anlatmaya çalışayım. Kitaba yandan bakınca birazı dar birazı daha geniş sayfaların. Her bölüm birbirinden farklı genişlikte. Bu beni sinir etti. Takıldım yani gereksiz buldum bir de zor çevrilici buldum. Zevk işte.

Ama sonuç olarak eğer Ferzan Özpeteği kendi değimiyle : Roma'da Türk İstanbul'da İtalyan olan yönetmeni seviyorsanız bayılırsınız yok eğer tanımamışsanız da tanışmanızda fayda var aşık olacaksınız derim. Enjoy.

7 Şubat 2014 Cuma

Tavsiye......Cem Mumcu



Cem Mumcu her haliyle tavsiye olunur............... Kitap.....................4 lük....................müzik paylaşımı..............psikolojik tespitleri.................fotografları......................gustosu işte . Tanımıyorsanız...........tanışın derim. Hele hele fonda onun seçtiği parçalardan birisini dinliyorsanız..............

Ben 80 lerde , hatta benim kızım ve oğlumun tabiriyle bizim 1900 lerde olmuş olan  (günümüz gençliğinin asla anlıyamayacağı)  karışık kaset doldurtma icadıyla büyümüş ................. Caddebostan'da oturmasına rağmen Bebek ve Nişantaş'ın da bu işi yapan çok beğendiğim kasetçilere üşenmeden gidip kaset sipariş eden bir GENÇ olarak tavsiye ettiği müzikleri dinlerken diyorum ki karışık album çıkartsa ilk ben alırım.
Edebiyatçı kişiliği ben ce tartışılmaz seviyorum ama gustosu da tartışılmaz biline. Tanıyın seveceksiniz. Tumblr ve instagram hesaplarına göz atarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Enjoy.....